har vurup harvard savuruyor muyuz? ’  olarak etiketlenmiş yazılar

Bu yazı sZorlu tarafından 187 gün önce yazılıp Kağıda döktüklerim,Matematik kategorisinde yayınlanmıştır.

Çoğunuzun malumudur matematik bölümünde okuyorum.Pek Matematikle ilgili eğitsel makale okumasam da şu sıralar biraz araştırma yapıyorum.

Endüstriyelleşen dünyada matematiğin önemini kimse inkar edemez.Bunun altında matematik’in gerek mantıksal gerek işlemsel olarak bütün bilimlerin temelini oluşturması yatıyor.Bugün bir inşaat mühendisi bilmesi gereken çok önemli bir diferansiyel hesap bir bilgisayar mühendisinin bilmesi gereken mantıksal matematik veya istatistik veriler düzenleyen  bir biyologun bilmesi gereken istatistik bilgisi var.Bunun gibi her alanda matematiğin yadsınamaz etkisi olduğu aşikardır.Peki toplumun geleceğini bu kadar etkileyen sağlam duvarlar çevrilmesi gereken matematik eğitimi nasıl veriliyor.

Dünya genelinde bununla ilgili yapılan bir araştırma uykumuzu kaçırması gereken şu sonuçları göz önüne seriyor.Araştırmaya göre Türkiyemizin de içinde olduğu  Avrupa’nın çeşitli 40 ülkesinde öğrencilerin formüllerle uğraşmak yerine ezbere dayanmayan, matematik kabiliyetini ölçmeye yarayan, matematiğin dünyadaki rolünü kavrayıp mantıklı bir şekilde cevaplanması istenen sorular soruldu. Türkiye 40 ülke arasında arasında 33.sırada yer aldı.Son sıralarda yer alan Türkiyemizde öğrencilerin yarısından fazlası (%53) matematikte birinci düzeyinde altında kaldı,diğer ülkeler genelinde ise bu oran %30 un altında.Türkiyemizi diğer ülkelerden ayıran en büyük özellik okul yapısı olarak diğer ülkelerden farklı olması.Japonyanın listede üst sıraların müdavimi olması Japonyada durmadan çalışmayı gerektiren bir sistem olması gösteriliyor.Örneğin tokyo’da bir ilk öğretim okulunda yapılan gözlemde matematik sorularının sınıfça hep beraber çözüldüğü görülüyor.Bir öğrenci “36×8=288” dediğinde bütün sınıf  “Doğru” diye bağırarak tasdik ediyorlar. Öğretmen bütün sınıfı sırasıyla kaldırıyor,sonunda bütün öğrenciler aynı soruları kendi kendilerine çözüyorlar ve öğretmen her öğrencinin başında kronometre tutuyor.Daha sonraki soruda  ise öğretmen tahtaya köşeli bir insan figürü çiziyor.Öğrenciler bu figürleri yapboz parçalarına benzeyen tangram taşlarıyla biçimlendiriyorlar.Buradan da matematik dersinin Japonya’da aslında sanıldığı kadar katı kurallarla işlemediği ortaya çıkıyor.Öğrenci gayet cazip yöntemlerle matematiğe yakınlaştırılıyor.Zaten tek başına mekanik alıştırma zorlu matematik problemleri çözme hevesini kaçırmaktan başka bir işe yaramaz.Burada işi zevkli kılan ise kişisel çaba.Japon okullarındaki diğer bi özellik ise belki de neticenin gelmesini sağlayan unsur bir problemin herkes tarafından anlaşılana kadar  toplu bir şekilde tekrar edilmesi.

Bizim ülkemizde ise formule dayalı bir takrir dersi şeklinde.Japon usulü matematik belki ben dahil çoğu kişiye abes gelecek fakat sonuç ortada.Eğitim sistemini değerlendirmek belki benim gibi tecrübesizlere düşmez ama senelerdir karşımıza çıkan bir çok misal mevcut.Liseden mezun olduğu halde iki satır muhafaza edemeyen akılcıklar ya da iki basamaklı sayılar da bile bizi hesap   makinesine başvurtan matematik bilgimiz bize belki defalarca ikaz şırıngasını vurdu.Farklı bi açıdan da  sistemimiz müsbet şekilde değerlendirilirse o zaman eksiğin kafa yapımızda olduğu sonucu çıkar ortaya.Bilinmez…Siz ne dersiniz ya gerçekten bir şeyler mi eksik ya da biz mi fırsatları har vurup Harvard savuruyoruz?