İşin önemli tarafı aslında bunlar değil.Farkında olmak lazım ki artık üniversite okumak bir halt değil, tabi burada elit üniversitelerin bir kaç sağlam bölümünü istisna kılmalıyız.İş artık nereden çıkarsan çık kendin için rakiplerine nazaran ne artı kazandırdığındır.Biraz klişe olacak ama ekmek Aslanın ağzında değil gerçekten de midesinde.Herkesin üniversite okuma gereksinimi yine herkes tarafından farkedilmiş olacak ki her sene kontenjan artırımına gidilerek üniversiteli sayısı arttırılıyor ve bunun neticesinde istihdam artıyor, yeterli iş imkanı olmadığından ya da gereksinim fazlasından dolayı bir çok kişi diplomasıyla kalakalıyor.İş bu haldeyken bizi ileride bir sürü diplomalı tezgahtar, üniversite mezunu manav, kasap vs. bekliyor.
Yeni gelen dönemin yeni çömezlerini gördükçe ilk günlerim aklıma geliyor
Heyecan bende de vardı ilk başta, ama 1.dönem sonunda sebebini bilemediğim bir soğukluk oluştu ve sonu pek hayra işaret etmiyor.Çömezlerimizin gözleri ışıl ışıl, birçok hayalleri var.Ama yukarıda da bahsettiğim gibi iş zor be abi..daha da zorlaşacak..Sonumuz ne olacak muallakta.Belki diplomalı tezgahtarlardan biri de biz oluruz, belki de emek veririz emeğimizin karşılığını nisbetince görürüz, başarırız..ama yine de zor, anlayacağınız: kara görünmüyor.
Sonumuz hayrolsun.
]]>Temanızın Comments.php dosyasını açıyoruz ve içinde aşağıdaki kodu buluyoruz:
<li id="comment-<?php comment_ID() ?>">
Bundan sonrası için bir kaç tane yöntem var fakat ben burda en anlaşılır olana değineceğim.Yukarıdaki kodu
<li id="comment-<?php comment_ID() ?> class="<?php if ($comment->comment_author_email == "emailiniz") echo 'yazarstil'; else echo 'normalstil'; ?>">
şekline çevireceğiz.Burada emailiniz kısmına kullandığınız email adresinizi girmeniz gerekli.Daha sonra temanızı Style.css dosyasının içine aşağıdaki gibi eklemeler yaparak yazar yorumuyla ziyaretçi yorumunun arasın stil farkı oluşturabilirsiniz:
.yazarstil{
background-color:#ccc;
}
.normalstil{
background-color:#fff;
}
Bu değişiklikleri yaptığımıza yazar olarak girdiğimiz yorumun arkaplan rengi #ccc kodunda yani grimsi bir renk alacak, diğer yorumlar yani ziyaretçilerin yorumlarının arkaplan rengi #fff yani beyaz olacaktır.Bu yöntemle kendiniz uygun stil farkları oluşturabilirsiniz.
Önceki gün 2009 yapımı Hachiko filmini izledim.Uzun zamandır beni böyle duygulandıran bir film olmamıştı.Filmi izledikten sonra hatta film sonunda da söyleniyor, filmin hikayesinin gerçek olduğunu öğrendim.Mükemmel bir sadakat hikayesi, hatta birkaç sahnede çok hüzünlendim ağlayacaktım Hachiko, 1923’te Japonya’nın Akita bölgesi Odate şehrinde bir çiftlikte dünyaya gelen Akita Inu cinsi bir köpektir. Günümüzde bile sahibine olan sadakatiyle hatırlanır, Japonya’da ‘Güvenilir, sadık köpek Hachiko’ -chuken hachiko- diye bilinir. Tokyo Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde bir profösör olan Hidesaburo Ueno, 1924’te Hachiko’yu Tokyo’ya getirir. Hachiko, her gün sabah işe giderken sahibine Shibuya istasyonuna kadar eşlik eder ve akşam dönüşte yine aynı istasyonda karşılar. 1925’te profösör bir gün üniversitede kalp krizi geçirir, akşam dostuyla istasyonda buluşamaz. Sahibi öldükten sonra Hachiko başkasına verilir ama o kaçar ve eski sahibini görmek için defalarca evine gelir. Onu göremeyince artık onun orada yaşamadığını anlar. Sonra onu her akşam karşıladığı Shibuya istasyonunda beklemeye başlar. Hachiko ve sahibini beraber her akşam aynı saatlerde orada görmeye alışkın olanlar, Hachiko’yu tanırlar ve ona şefkat duyarlar ve yemek verirler. On yıl boyunca bu böyle devam eder. Sahibinin geldiği saatteki trenden inmesini beklemek için, Hachiko on yıl boyunca her gün istasyonun kapısında bekler. Profösörün öğrencilerinden biri, Hachiko’dan etkilenir ve Japonya’da yetişen bir cins olan Akita’ları araştırır. Hachiko dahil, Japonya’da yalnızca otuz tane safkan Akita Inu olduğunu saptar. Sürekli Hachiko’yu ziyaret eder ve onun hakkında yazılar yazar. 1932’de Tokyo’nun en büyük gazetelerinden birinde yazdığı yazıdan sonra Hachiko ülke çapında ün kazanır. Akita Inu cinsine bilinçlenme başlar. Hachiko’nun sahibine duyduğu efsanevi bağlılık, ulusal olarak sadakatin sembolü olur. Hachiko, 8 Mayıs 1935’te Shibuya’da bir sokakta ölü bulunur. Taksidermi yapılmış Hachiko’yu, Tokyo Ueno’da Japonya Ulusal Bilim Müzesi’nde (National Science Museum Of Japan) görmek olası. 1934’te Hachiko’nun bronz heykeli, sahibini beklediği yere, Shibuya istasyonu çıkışına dikilir. Heykel, 2. Dünya Savaşı’nda kullanılmak üzere eritildi. 1948 yılında heykel yeniden yapıldı. Shibuya istasyonunun beş tane çıkışı vardır. Hachiko heykelinin olduğu meydana olan Hachiko Exit, hachiko guchi. Ve bu Hachiko Çıkışı’nın açıldığı, Shibuya’nın ünlü kavşağı; Hachiko Crossing. Dünyanın en hareketli, en kalabalık yaya geçidi.
Her yıl 8 Nisan’da Shibuya istasyonunda Hachiko’yu anma törenleri düzenlenir ve yüzlerce köpeksever, Hachiko’yu anar. 1987 Hachiko Monogatari, 2009 Hachiko: A Dog’s Story(bahsettiğim film) Hachiko’nun hayatını anlatır ve bir çok çizgi film, hikaye ve romanda Hachiko vardır.

Shibuya istasyonunun Hachiko çıkışındaki Hachiko heykeli, Tokyo’da en bilinen buluşma noktalarından biridir. Hachiko’nun her akşam sahibini beklediği yerde, Hachiko’nun dizleri dibinde insanlar söz verdiği gibi dostlarını, arkadaşlarını bekler.
Filmin başrolunde Richard Gere oynuyor.Imdb puanı ise 8.1 bu da demek oluyor ki herkes benim gibi etkilenmiş ki etkilenmemek mümkün değil.İzlemenizi tavsiye ediyorum.
Fragman:
Temel Kullanım:
box-shadow:[x koordinatından uzaklık][y koordinatından uzaklık][color]; /* Mozillada :-moz-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); Webkit:-webkit-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); */
[Blur-radius] ilaveli kullanım:
box-shadow:[x koordinatında uzaklık][y koordinatında uzaklık][Blur-radius][color]; /* Mozilla da :-moz-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); Safaride :-webkit-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); */
Blur-radius ne işe yarar?
Blur-radius gölgenin bulanıklık yarıçapını ayarlar.
[Spread-radius] ilaveli kullanım:
box-shadow:[x koordinatında uzaklık][y koordinatında uzaklık][Blur-radius][Spread-radius][color]; /* Mozilla da :-moz-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); Safaride :-webkit-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); */
Spread-radius işe yarar?
Spread-radius gölgenin bulanıklık yayılma yarıçapını ayarlar.
<inset> ilaveli kullanım:
box-shadow:inset [x koordinatında uzaklık][y koordinatında uzaklık][Blur-radius][Spread-radius][color]; /* Mozilla da :-moz-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); Safaride :-webkit-box-shadow:(Gerekli Argümanlar); */
inset ne işe yarar?
inset dışa doğru olan gölgeyi box’un içine doğru aktarır.
Genel Olarak Kullanım bu kadar.Gerisi size kalmış.
Not:Eğer Örnekler’de bir fark göremiyorsanız tarayıcınız ya uygun değildir.
]]>Eminim gri avatardan hoşlanınız yoktur.Ben de hoşlanmıyordum, bir-iki araştırma sonunda istediğim defaul avatarı kullanabilme yöntemi buldum aslında çok basitmiş.
Şimdi aşağıdaki resimdeki gibi bir değişikliği yapacağız:

Temanızın comments.php dosyasına girdiğinizde 64px’lik bir avatar için muhtemelen;
<?php echo get_avatar( $comment, 64 ); ?>
kullanılıyordur.Burada yapacağımız iş çok basit sadece bir virgül atacağız :
<?php echo get_avatar( $comment, 64, 'resminadresi'); ?>]
Burada resminadresi kısmına Avatarınızın URL‘sini girmeniz yeterli.
Hepsi bu kadar.
]]>]]>U . L . a . Ş:
Boş söz,hoş tut kadını,hoşt puşt
Adımı anma yeter,bu gönül hoşnut “bitch!”
Gocunur yaralı, sus bi’ ruhum daralır
Koş gel abe yamalı, boş ver yut o yalanıPaçavra anlatırdı, ben de dinler aldanırdım
Sandım ki bu doğrusu, kendimi kandırırdım
Dostum vardı, düşmanına sorgusuzca kastım vardı
Asılı Filistin askısına, tetikte postum vardı
3 gruptuk zaten, Rap dediğin tek bi’ soluk
Biz yapardık, yoktu onlar ki kasette record boğuk
İlk deneme; Yavuz çalar para, biz Rap aşkına
“Sub-bass olsun üstat, yani aynı çek West Coast’tan.”
Yoktu kral, hepsi çömez, bi’ nevi herkes halk
Okuldan gelir hemen ya Snoop olurduk ya 2pac
Dershane taksitiyle, “ALL EYEZ ON ME”
Onlar Yonca dinlerken, biz gangsta homie
Sakıncalı lirikler, tape son ses homie
Biyografi okur, söz yazardık homie
Artarda 70 kez dinlenir
“Now tell me. What’z my muthaphuckin’ name?” homie
Ben aptal bakışları özledim, biz “RAP” deyince
15 kişi konserler, 10binlere nispet
Biz heyecanlanırdık başkasından dinleyince
16 bar aşan ruh, 96’ya ithafenO saf suratlar mor bakardı biz “RAP” deyince
15 kişi konserler, 10binlere nispet
Biz heyecanlanırdık başkasından dinleyince
16 bar aşan ruh, 96’ya ithafen…96’ya ithafen
96’ya ithafen
96’ya ithafen
Ses kes…PİT10:
Elimde seyyar tape, box’lardan sert basslar
Yanımda birkaç kişi, doksanlar mert anlar
Önümde bir pikap var, kırılmış iğnesi
Çizilmiş eski plaklar ve gerildi doksan ipleri
Taksim’de bir stüdyo, sanırım zaman kayıp
Hata olunca baştan alırız, nerde kanal kayıt!
Yemekten kıstı, bir süre sonra koştu gitti Pit10
Bir mikrofon aldı ‘no name’, değeri 20 milyon
Sonra sahneler, önde 5-10 kişi var-yok
Lakin hepsi yürekten, bilirler dar yol
Biz emindik, bir gün açılır bütün o zor kapılar
Şimdilerde fesat herkes, lanet olsun ortamına!
Bari biraz olsun düşünüp de zorlan azcık
Hatıralar eskilerden, yarısı noksan artık
Ben velettim ama hala aklım orda kaldı
Müzikal ilk nefesler aldım, sene ‘96U . L . a . Ş:
96’ya ithafen
96’ya ithafen
96’ya ithafen
Ses kes…Toparlanır gider, yerinde olsam ben söverdim
96’ ruhu, Rap sokakta başka güzelim
Halk merakta git, sırf laf olsun diye küserim
Çok ter attım ben bu pistte ki hala çömezim
Denedik olmadı
Rap aynı ütopik olmalı, o ayrı eledik kolpayı,
Vebali benim mi olmalı?
Velhasıl Rap kabuk değiştirir
“Wake” kamuflajıyla arsız tebessüm hiç kral tahtına mı yerleşir?
Hep çeneler oynar, beyinler itaat gününde
Beyimden başka Rap yapan yok, ırkını güdümle
Yerimden ayrı kaldım, yarından bi’ haber mutsuzum
Yorumdan gayrı baydım ben, forumdan artık kusmuşum
Herkes ayrı âlemin
Neden anormal sakinim?
Siz “50” ben “36 Chambers”a şahidim
15 adam gelir ve coşardı konser; 96’
Şimdi 500 mc, n’apim lakin kompleks hakim!Ben aptal bakışları özledim, biz “RAP” deyince
15 kişi konserler, 10binlere nispet
Biz heyecanlanırdık başkasından dinleyince
16 bar aşan ruh, 96’ya ithafenO saf suratlar mor bakardı biz “RAP” deyince
15 kişi konserler, 10binlere nispet
Biz heyecanlanırdık başkasından dinleyince
16 bar aşan ruh, 96’ya ithafen…96’ya ithafen
Çocukluk çıkışından itibaren yaşadığım bir sorun bu uyumamak problemi.Ne zaman uykum gelse bir anda canım sıkılır, nedeni ise uykuda geçen vaktin anlamsız gelmesi.Düşünsenize şimdi yatıcam ben en az 5-6 saat sonra kalkacağım.Ben “nasıl geçecek 5-6 saat” diye düşünürdüm.Yani uyku bir ihtiyaç olmasa bana çok anlamsız gelirdi.İşte bu durum her uykum geldiğinde bir isteksizlik oluştururdu.Aslında bu durum uyumakla uyumamak arasında tercih meselesinden öte çoğunlukla sanki uyumamaya zorlanmışlık hissi, yani içimden bir his bana uyumamam gerektiğini söylüyor, hatta tehdit ediyor, zorluyor.
Küçükken böyle bir problemim yoktu.Aklımın birşeylere ermesinden bil’itibar uyumamak bende hastalık haline geldi.Bunu bazı kişilerle paylaştım ama bu şekilde değil, genelde benim dönem dönem uyuyamama sorunum olduğunu bilirler, işte işin asıl öyle değil.Bunu bu şekilde dillendirirsem insanların “derdin ne senin git uyu ” diyeceğini bildiğimden bahsetmeye gerek duymazdım.
Aslında öğrencilik çağımda (üniversite yılları hariç) bu problemimi ders çalışma hususunda kendi avantajıma çevirebildim diyebilirim.Yaklaşık 8 senedir devam eden yurt hayatımda bana bu konuda diretecek pek kişi olmadığından böyle bir sorun ortaya çıkmış olabilir.Lise dönemine Lgs’nin vermiş olduğu başarısızlığıyla başlayınca hırsla sarıldık derslere., belki de çalışmaya sığındık.O hırsla daha 1.sınıftan itibaren Öss gözümün önünden gitmez oldu.O dönemde uyumamak için kışları camın önünden kar avuçlayıp kafama,elime yüzüme hele hele enseme koyup saatlerce ayakta kaldığımı hatırlarım.İnanın uyumamak için mükemmel bir yöntem
Bu uyumamak problemi ekstra çalışma avantajı ve vakit kazandırdı.Tabi bazı dönemler uyku o denli ağır geldi ki; çalıştığımı zannetsem de aslında çalışmadığımı, masa başında oturup kitaba baktığımın da farkındayım.
Olayı zamanında ”Uyumamak fobisi” olarak adlandıracak olursam, bu uyumamak fobisi başıma birkaç iş açtı diyebilirim.Özellikle sağlık açısından aşırı mide bulantısı, istifralar ve komik tarafı da göz çukurlarında oluşan kararmalardan dolayı insanların beni ”hapçı” zannetmesi
Velhasıl lise döneminin sonuna gelince yan etkiler artmaya başladı.Çünkü uyumamak adına ders çalışmak ya da ders çalışmak adına uyumadığımdan ders çalışmanın da gına getirmesi , yani ders çalışmak bir nevi beni boğmaya başlayınca tek yapacak iş kaldı geriye:uyumak.Lakin öyle olmadı.Şunun farkına vardım, uyumamak artık benim için hobi olmuştu;”uyumamak hobisi”..Vücudum az uyumaya alışkındı.Bu kadar yazdın fakat kaç saat uyuyordun ki ya da hiç mi uyumuyordun? Tabi ki hayır, uyuyordum.Fakat 2-3-4 saat max olurdu.Bunları çoğu çalışan insan yapıyor denilebilir ama benim dönemimde akranlarımla kıyasladığımda çok iddaalı rakamlardı..
Üniversite dönemi gelince ise bu hobimin ekstralarını harcayacak başka alanlar bulmaya geldiğinde ilk başlarda kitap okuyarak vakit geçirdim, daha sonraki evrelerde ise Bilgisayarla vakit geçirmek.Bilgisayarla vakit geçirirken de oyun,film vs. değil.Zaten son zamanlara kadar film izlemeyi sevmeyen biriydim.Ne kadar cinsmişim
Tüm bu uyumama denemelerinin sonunda bir gün kesinlikle girdiğim uyku komaları ise uykunun fena halde öcünü aldı.
Bitirecek olursak; şimdilerde kendi rekorumu kırmaya çalışıyorum.2009 yılı Ramazan ayına ait 53,5 saat (takriben 54 diyelim) uyanık kalmışlığım var.Aslında son 4-5 saatini gözlerim açık bilincim uykuda geçirdim.Şimdiki hedefim ise bunu geliştirmek.Ne kadar aptalca di mi? En son denememde geçen hafta 43 saat olmadan uyumuşum
Ne diyelim, ne yapalım? Bazıları uyumayı çok sever, bazıları da uyumamayı..(biraz da mazoşistim galiba)..
Size tavsiyem sakın evde denemeyin..
]]>Hal bu iken tema konusunda gerek free wordpres temaları gerekse free-premium temaları araştırırdım.Lakin ne kadar araştırsam da tema beğenme konusunda başarılı değildim.Bu nedenle yazacak çok konu olmasına rağmen pek bir aktif olamadım.
Daha sonra Css-Xhtml ve WordPress tema entegrasyonunu öğrenince kendi temalarımı oluşturdum.Ama anladım ki bu iş kendi temanı yapmakla da bitmiyor.Çünkü Web üzerinde binlerce kusursuz tema var, onları görünce şevkiniz kaçmıyor değil
.Bundan bir önceki temam aslında çok hoşuma gitmişti, basitti ve isteğimi karşılıyordu.Daha sonraları onun basitliği sıktı beni, aslında şu anki tema da pek sadedir, ama diğeri uykumu getiriyordu
Bir süredir aklımdaydı tema değiştirme mevzuu, bunu halledemeyince haliyle bloga birşey yazasım gelmedi.Ben böyleyim.Hazır Bahadır da Popho’ya geçince ben de değiştireyim dedim.
Bu bebeğin adı “Gloria“.Yani temadan bahsediyorum
İnşallah diğer basit temaları da paylaşacağım ileriki günlerde.
Facebook’u aslen yararsız bulmuyorum fakat gereğinden fazla kullanıldığında vakit öldürdüğü için bir anlamda yaranın vücüdun diğer yerlerine ulaşmasına engel olmak için facebook hesabımı kapattım.Ne geçti elime? asıl soru bu, kapattım ne artısı oldu.Basit bir beyin jimnastiği yaparsak hergün gün minimum 1 saat vakit harcıyorum.Kapattım 1 saat ekstram oldu.Haftada minimum 7 saat yapar.Ayda 30 saat eder.Bu hesapları ben kendi ortalama kullanımıma dayanarak yaptım.Kimisi daha fazla zaman harcar, kimisi daha az.Neticede getirisinden fazla götürüsü olduğu açıktır.
Facebook yerine günde 1 saat kitap okuma, ya da 1 saat fazladan istediğiniz alanda çalışma, hiç olmasa bile 1 saat alamadığın uykuyu ifa etsen yine kar.Velhasıl kelam Facebooksuzum ve hala mutluyum hem de daha çok.Tavsiye ederim..
Vesselam..
]]>http://archives.math…isual.calculus/
http://www.worldwide…nts/chap98.html
Dizinleri unutmamak lazım;
http://dmoz.org/Science/Math/Geometry/
http://dmoz.org/Science/Math/Geometry/
http://www.scenta.co.uk/tcaep/
http://www.sosmath.com/wwwsites.html
http://www.numberthe…org/ntw/N4.html
http://cow.math.temp…cgi-bin/manager
http://www.understandingcalculus.com/
http://en.wikibooks….atics_bookshelf
http://www.understandingcalculus.com/
….şimdilik bu kadar..yeni kaynaklar buldukça eklemeye devam ederiz..kolay gelsin
]]>