Yeni eğitim-öğretim yılı yaklaşıyor ve heyecan dorukta.Yanlış anlaşılmasın benim gibiler için heyecan artık bir anlam ifade etmiyor, tabiri caizse eğitilmiş eğitim kaşarları oluverdik biz senelerdir.Heyecanı dorukta olanlar ise üniversiteye yeni başlayacak olan kardeşlerimiz.Heyecanlanmaları ve umutlanmaları tabi ki doğal olan, doğal olmayan ise üniversite denilen ortamda büyük bir ihtimalle aradıklarını bulamayacak olmaları.Bunun en yakınımdan, kendimden biliyorum.Ne umdum ne buldum? Aslında ne umduğumu da bilmiyordum ama neyse..onların da benim gibi ne umduklarını, beklentilerini pek bildiklerini sanmıyorum.Genel olarak beklenilen şeyler varsa ancak: yeni bir hayat ve özgürlük, yapmak istediklerinin bir çoğunu yapabilme selahiyeti, etrafının artık seni daha çok dikkate alacak olması, toplum içinde “üniversite okuyorum” diyerek girilecek yersiz içten içe pohpohlanmalar filan…
İşin önemli tarafı aslında bunlar değil.Farkında olmak lazım ki artık üniversite okumak bir halt değil, tabi burada elit üniversitelerin bir kaç sağlam bölümünü istisna kılmalıyız.İş artık nereden çıkarsan çık kendin için rakiplerine nazaran ne artı kazandırdığındır.Biraz klişe olacak ama ekmek Aslanın ağzında değil gerçekten de midesinde.Herkesin üniversite okuma gereksinimi yine herkes tarafından farkedilmiş olacak ki her sene kontenjan artırımına gidilerek üniversiteli sayısı arttırılıyor ve bunun neticesinde istihdam artıyor, yeterli iş imkanı olmadığından ya da gereksinim fazlasından dolayı bir çok kişi diplomasıyla kalakalıyor.İş bu haldeyken bizi ileride bir sürü diplomalı tezgahtar, üniversite mezunu manav, kasap vs. bekliyor.
Yeni gelen dönemin yeni çömezlerini gördükçe ilk günlerim aklıma geliyor
Heyecan bende de vardı ilk başta, ama 1.dönem sonunda sebebini bilemediğim bir soğukluk oluştu ve sonu pek hayra işaret etmiyor.Çömezlerimizin gözleri ışıl ışıl, birçok hayalleri var.Ama yukarıda da bahsettiğim gibi iş zor be abi..daha da zorlaşacak..Sonumuz ne olacak muallakta.Belki diplomalı tezgahtarlardan biri de biz oluruz, belki de emek veririz emeğimizin karşılığını nisbetince görürüz, başarırız..ama yine de zor, anlayacağınız: kara görünmüyor.
Sonumuz hayrolsun.
Merhabalar, 2-3 gün önce kendi adıma bir yenilik yapayım ve bu yenilik benim gerçekten işime yarasın diye düşündüm.Böylelikle sıradanlaşan hayatımı biraz farklılaştırayım dedim.Ne yapabilirim, ne yapabilirim derken aklıma Facebook’u kapatmak aklıma geldi.Aslında bir yenilik olması açısından adı üstünde yeni bir aktivite düşünülebilirdim,ya da yeni bir hobi edinme vs…
Facebook’u aslen yararsız bulmuyorum fakat gereğinden fazla kullanıldığında vakit öldürdüğü için bir anlamda yaranın vücüdun diğer yerlerine ulaşmasına engel olmak için facebook hesabımı kapattım.Ne geçti elime? asıl soru bu, kapattım ne artısı oldu.Basit bir beyin jimnastiği yaparsak hergün gün minimum 1 saat vakit harcıyorum.Kapattım 1 saat ekstram oldu.Haftada minimum 7 saat yapar.Ayda 30 saat eder.Bu hesapları ben kendi ortalama kullanımıma dayanarak yaptım.Kimisi daha fazla zaman harcar, kimisi daha az.Neticede getirisinden fazla götürüsü olduğu açıktır.
Facebook yerine günde 1 saat kitap okuma, ya da 1 saat fazladan istediğiniz alanda çalışma, hiç olmasa bile 1 saat alamadığın uykuyu ifa etsen yine kar.Velhasıl kelam Facebooksuzum ve hala mutluyum hem de daha çok.Tavsiye ederim..
Vesselam..

Tarih tekerrürden ibarettir!bir daha anlatalım anlamadıysanız!
Merhaba Dostlar..Uzun bir aradan sonra sitemi aktif ettim en sonunda şükür.Sitenin veritabanında yaşadığım bazı sorunlar vardı.Uzun süre bunu çözmeye çalıştım.Fakat pek te başarılı olmadığım aşikar.Bu nedenle eski içeriklerden bir kısmını silmek zorunda kaldım.Wordpress tema yapımı üzerine çalışırken bir çok iyi-kötü tema oluşturdum.Fakat bazı temalar localhost da sorunsuz çalışırken host’a attğımda boş sayfa hatası verdi.Bunun sebebini Türkçe ve yabancı bloglarda araştırdım fakat bana çözümü sağlayacak birşey bulamadım.Ama tahminimce kullandığım pluginlerden biri sorun çıkarttı.Aslına bakarsanız o kadar fazla plugin kullanmıyordum ama neyse…Daha sonra veritabanını yedekleyerek siteyi bakıma aldım..
Her insan gibi ben de kendi sitemde kendi tasarımım olması için çalışma içindeydim.Photoshop’ta tasarladığım site şablonu Css düzeni içerisinde Html’ye dökmek öğrenene kadar baya vaktimi harcadı.Bir de bu konuda Türkçe kaynak olmaması işimi zorlaştırdı.Daha önce neden bu konuda pek kaynak yok diyordum ama şu anda neden olmadığını anladım.Armut piş ağzıma düş hesabına gelmesi bilen açısından pek te hoş değil ama zamanla bunu da aşacağız inşallah.O konuda birkaç ufak tefek tarayıcı’dan kaynaklanan sorun haricinde pek bir eksik kalmadı.Bu kısmı hallettikten sonra 2.kısım Bu Html’i WordPress’e giydirme işlemi: aslında bu daha zor olandı.Bu nedenle ilk önce basit temalar olmak üzere daha kompleks temalar üzerinde incelemeler yaptım.Bu nedenle uzun süre site değişmedi.Deneme-yanılma yöntemi bazen riskli olsa da inanın bir şeyi öğrenirken kuşkusuz en mükemmel yöntemdir.Deneme-Yanılma Deneme-Yanılma derken en sonunda deneme-yanılmama safhasına geldim.En son olarak sZ-Web-Style Temasını oluşturdum.Opera ,Firefox , Chrome ve Safari de sorunsuz olarak çalışır.Tabi safariden kaynaklanan dil sorunu varsaymazsak!.Fakat internet Explorer kısmında ise sorunlar başgösterebilr.O konudaki düşüncemi de internet Explorer 6 ile siteye giriş yaparsanız görebilirsiniz.
Siteyi bir kaç jQuery efektiyle daha görsel hale getirmeye çalıştım.Umarım beğenirsiniz.
Php cephesinde ise aslına bakarsanız hep yerimde sayıklıyorum.Nedenini bilmediğim bi hevessizlik sözkonusu..Deneme amaçlı yaptığım bikaç basit (gerçekten basit) scripti paylaşacağım inşallah.Admin panelli ziyaretçi defteri de bunların içinde.Güvenliği konusunda ise pek emin değilim…
Bundan sonrası içinse daha aktif ve işe yarar bi blog olması için elimden geleni yapacapım..
Aklınızdan belki “sanki siteyi takip eden var da bunları yazıyor” diye geçirebilirsiniz belki haklısınız fakat ben öyle olmadığını düşünüyorum, öyle olsa bile her şeyi zaman göstercek..
Son olarak İsrail’i kınıyorum.Gölge haramilerine çok selamlar…Takip etmeniz dileğiyle…
Evet Asla Umudunu Kaybetme koydum videounun ismini.Çünkü hepimizin umutlarını yitirdiği, karamsarlaştığı anlar olmuştur.Peki eli ayağı tutan mantıklı mantıksız düşünebilen biz çok şeyden şikayet etmiyor muyuz?Bakın biz böyle hayıflanırken hayata nasıl umutla bakıp mutlu olanlar var?Sizce biz mi yaşıyoruz o mu?
Asla Umudunu Kaybetme from Samet ZORLU on Vimeo.